Güzellik ve Bakım 4 dk okuma
Ciltteki Değişiklikleri Fark Etmek: Neye, Ne Sıklıkla Bakmalı
Cilt değişiklikleri yavaş ilerlediği için gözden kaçar. Aylık kontrol düzeni, fotoğrafla takip, benlerde dikkat edilecek özellikler ve erteleme döngüsünü kırmak.
Yazar: Selin Ertem
Ciltteki değişiklikler genellikle yavaş ilerler. Bir leke birkaç ayda koyulaşır, bir ben kenarından büyür, bir kuruluk aylarca sürer. Her gün aynaya bakan kişi bu yavaş değişimi fark etmez; çünkü karşılaştırma yapacağı bir önceki görüntü aklında net değildir. Değişimi çoğu zaman uzun süre görmeyen biri fark eder.
Fark etmemenin bir bölümü ise bilinçlidir. Küçük bir belirtiyi büyütmek istememek ya da kötü bir haberle karşılaşma ihtimalinden kaçınmak yaygın bir davranıştır. Bazı işaretleri neden bilerek fark etmediğimiz ilişkiler için olduğu kadar beden için de geçerlidir.
Neden fark edilmez
Beynin görme sistemi, sabit kalan ayrıntıları bir süre sonra arka plana atar. Her gün görülen bir yüzde küçük değişiklikler bu nedenle algılanmaz. Ayrıca ışık, yorgunluk ve makyaj günlük görünümü sürekli değiştirdiği için gerçek değişimin izini sürmek zorlaşır.
Buna bir de erteleme eğilimi eklenir. Ağrı ya da rahatsızlık vermeyen bir belirti, aciliyet hissi yaratmaz. Cilt değişikliklerinin büyük bölümü ağrısızdır; bu yüzden çoğu kişi aylarca bekler.
Düzenli bakmayı alışkanlık yapmak
Fark etmenin en pratik yolu, düzenli ve bilinçli bir kontroldür. Ayda bir kez, iyi aydınlatılmış bir ortamda birkaç dakikalık bakış yeterlidir.
Kontrol sırasında sıra izlemek işe yarar: yüz, boyun ve kulak arkası, omuzlar ve kollar, göğüs ve sırt, karın, bacaklar, ayak tabanları ve tırnak yatakları. Sırt gibi görülmeyen bölgeler için ayna kombinasyonu ya da bir yakının yardımı gerekir. Saçlı deri de unutulmamalıdır.
Fotoğrafla takip
Hafızaya güvenmek yerine kayıt tutmak çok daha güvenilirdir. Şüpheli bir bölgenin yanına bir cetvel ya da bilinen boyutta bir nesne koyarak fotoğraflamak, boyut değişimini görmeyi sağlar.
Fotoğraflar aynı ışıkta, aynı mesafeden ve mümkünse aynı saatte çekilmelidir. Birkaç ay arayla çekilen iki kare, gözle fark edilemeyen değişimi ortaya çıkarır. Bu kayıtlar hekim başvurusunda da değerlidir; değişimin hızını göstermek tanıya katkı sağlar.
Benlerde dikkat edilecekler
Benleri değerlendirirken bakılan birkaç özellik vardır. Simetri, kenar düzeni, renk dağılımı, boyut ve zaman içindeki değişim bunların başında gelir.
İki yarısı birbirine benzemeyen, kenarları düzensiz ya da tırtıklı olan, içinde birden fazla renk tonu bulunan, giderek büyüyen ve son aylarda görünümü değişen benler değerlendirilmelidir. Kanayan, kaşınan ya da kabuklanıp iyileşmeyen bir ben de aynı şekilde ele alınmalıdır. Bu özelliklerin bulunması kesin bir sonuç anlamına gelmez; yalnızca bakılması gerektiğini gösterir.
İyileşmeyen yaralar
Ciltte birkaç haftada iyileşmeyen bir yara, kabuk ya da yüzeysel kanama gösteren bir bölge dikkat gerektirir. Sürekli aynı yerde tekrarlayan bir yara da aynı gruptadır.
Bu tür bölgeler çoğu zaman küçük ve önemsiz görünür; bu yüzden aylarca beklenir. Oysa erken değerlendirmede işlem çok daha basittir. Kendi kendine krem denemek ya da üzerini kapatmak, tanıyı geciktiren yaygın davranışlardır.
Renk ve doku değişimleri
Ciltte yeni ortaya çıkan koyu lekeler, açılmalar ya da sertleşen alanlar da izlenmelidir. Bazıları güneş maruziyeti, hormonal değişim ya da ilaç kullanımıyla ilişkilidir ve zararsızdır.
Buna karşılık hızlı gelişen, tek taraflı olan ve kabartı yapan değişimler farklıdır. Tırnak altında ortaya çıkan ve tırnakla birlikte ilerlemeyen koyu bir çizgi de değerlendirilmesi gereken bulgular arasındadır. Ayak tabanı ve avuç içi gibi az bakılan bölgeler de kontrol kapsamına alınmalıdır.
Kimlerde risk daha yüksek
Açık tenli olanlar, çok sayıda beni bulunanlar, çocuklukta ciddi güneş yanığı yaşamış kişiler ve ailesinde cilt kanseri öyküsü olanlarda dikkat düzeyi daha yüksek olmalıdır.
Uzun süre açık havada çalışanlar ve bağışıklığı baskılayan tedavi görenler de bu gruptadır. Bu kişilerde düzenli kontrol yalnızca kendi bakışıyla sınırlı kalmamalı, belirli aralıklarla uzman değerlendirmesi de yapılmalıdır.
Erteleme döngüsünü kırmak
Bir belirtiyi fark edip yine de gitmemek yaygındır. Bunun nedeni çoğu zaman zaman yokluğu değil, sonucu duymaktan çekinmektir. Oysa bu bekleme, olası bir sorunu büyütür ve müdahaleyi zorlaştırır.
Pratik bir çözüm, karar eşiğini önceden koymaktır: bir değişiklik dört haftada geçmiyorsa randevu alınır. Bu kural, o an nasıl hissedildiğinden bağımsız çalışır ve tereddüdü ortadan kaldırır. Randevuyu fark edildiği gün almak da erteleme olasılığını belirgin biçimde düşürür.
Gereksiz kaygıya kapılmadan
Bu kontrolün amacı sürekli endişe içinde yaşamak değildir. Ciltteki değişikliklerin büyük çoğunluğu zararsızdır ve yaşla birlikte olağan biçimde ortaya çıkar.
Düzenli ve kısa bir kontrol, tam da bu yüzden rahatlatıcıdır: neyin ne zaman ortaya çıktığı bilindiğinde, yeni bir değişiklik hemen ayırt edilir. Belirsizlik azaldıkça kaygı da azalır. Şüphe duyulan bir bulguda ise en hızlı yol, tahmin yürütmek yerine bir uzmana göstermektir.