Sağlıklı Yaşam 4 dk okuma
Ayak Sağlığı ve Doğru Ayakkabı Seçiminin Kuralları
Ayakkabı seçimi bir moda kararından çok ölçü ve kullanım kararıdır. Numara, kalıp genişliği, taban yapısı ve dönüşümlü kullanım gibi basit kurallar ayaklara binen yükü hafifletir.
Yazar: Selin Ertem
Ayaklar gün boyunca vücudun tüm ağırlığını taşıyan, buna rağmen en az ilgi gören bölgedir. Ortalama bir insan günde binlerce adım atar ve her adımda ayak tabanına vücut ağırlığının katları kadar yük biner. Bu yükün nasıl dağıldığını belirleyen en büyük etken ise ayakkabıdır. Yanlış seçilmiş bir çift, yalnızca ayakta ağrı yapmakla kalmaz; diz, kalça ve bel hizasına kadar uzanan bir zincir kurar. Doğru seçim ise çoğu zaman pahalı olmakla değil, ölçüyü ve kullanım amacını bilmekle ilgilidir.
Ayak Ölçüsü Sabit Bir Sayı Değildir
Pek çok kişi yıllardır aynı numarayı alır ve numarasının değişmeyeceğini varsayar. Oysa ayak boyu ve genişliği yaşla birlikte değişir; bağ dokusu gevşedikçe ayak hafifçe yayılır ve uzar. Gün içinde de fark oluşur: sabah ölçülen bir ayak, akşam saatlerinde ödem nedeniyle birkaç milimetre daha büyük olabilir. Bu yüzden ayakkabı denemesi için en uygun zaman günün ikinci yarısıdır. Ayrıca iki ayak nadiren tamamen eşittir; ölçü daima büyük olan ayağa göre alınmalıdır.
Numara kadar önemli olan bir başka ölçü genişliktir. Aynı numarada dar ve geniş kalıplar bulunur. Ayakkabının ön kısmı parmakları yan yana sıkıştırıyorsa, boy doğru olsa bile kalıp yanlıştır. Parmakların birbirine bindiği, tırnakların yan parmağa bastığı bir kalıp zamanla deformasyon ve batık tırnak riskini artırır. Denerken parmak ucuyla ayakkabının burnu arasında yaklaşık bir başparmak genişliği kadar boşluk kalması iyi bir ölçüttür.
Amaca Göre Ayrı Ayakkabı
Tek bir çiftle her işi görmek pratik görünse de ayak açısından maliyetlidir. Uzun yürüyüş için tasarlanmış bir taban, esnekliği ve yastıklamasıyla tekrar eden darbeleri emer. Uzun süre ayakta durulan bir iş içinse önemli olan yastıklamadan çok destek ve sağlam bir taban yapısıdır. Klasik, ince tabanlı modeller kısa süreli kullanım için uygundur ama bütün gün giyildiğinde ayak tabanına binen basıncı dağıtmakta zorlanır. Kullanım amacına göre en az iki farklı çift bulundurmak, aynı bölgelerin sürekli zorlanmasını da önler.
Aynı ayakkabıyı her gün giymek bir başka yaygın alışkanlıktır. Ayakkabı gün içinde nem çeker; bu nemin tamamen kuruması genellikle bir günden uzun sürer. İki çifti dönüşümlü kullanmak hem iç astarın ömrünü uzatır hem de koku ve mantar riskini azaltır. Kullanılmayan gün ayakkabıyı havadar bir yerde, ayakkabı kutusunun içinde değil dışında bekletmek daha iyi sonuç verir.
Tabanın ve Topuğun Anlamı
Ayakkabı seçerken tabanı elle kontrol etmek basit ama işe yarar bir yöntemdir. Taban, parmak hizasının hemen gerisinden bükülüyorsa doğru noktadan esniyor demektir. Tam ortadan ikiye katlanacak kadar yumuşak bir taban destek vermez; hiç bükülmeyen bir taban ise yürüyüşün doğal yuvarlanma hareketini engeller. Topuk yüksekliği konusunda da uç noktalar sorunludur. Tamamen düz bir taban da, çok yüksek bir topuk da ağırlığı ayağın belirli bir bölgesinde toplar. Günlük kullanımda birkaç santimetrelik hafif bir yükseklik çoğu ayak için dengeli bir orta yol sağlar.
Arka kısmın, yani topuk kabının sertliği çoğu zaman gözden kaçar. Bu bölge parmakla bastırıldığında kolayca içeri çöküyorsa topuk kemiği yeterince sabitlenmez ve ayak her adımda hafifçe kayar. Bu kayma zamanla su toplaması ve nasır olarak kendini gösterir. Bağcık ya da bant, ayağı tabana sabitlemeye yarar; sadece süs değildir. Bağcıksız, ayağa yalnızca sürtünmeyle tutunan modellerde parmaklar farkında olmadan sürekli kasılarak ayakkabıyı tutmaya çalışır.
Çorap ve İç Hijyen
Ayak sağlığında çorabın payı sanılandan büyüktür. Nemi hapseden kalın sentetik çoraplar, terin deri üzerinde kalmasına yol açar. Pamuk ve nem geçirgen karışımlar bu açıdan daha uygundur. Dikişin parmak üzerine denk geldiği çoraplar uzun yürüyüşlerde sürtünme noktası oluşturur. Ayakkabı denemesi yapılırken de o ayakkabıyla birlikte kullanılacak kalınlıkta çorap giyilmelidir; ince çorapla denenip kalın çorapla giyilen bir çift, ölçüsü doğru olsa bile dar gelir.
Günlük bakım karmaşık değildir. Ayakları yıkadıktan sonra özellikle parmak aralarını iyice kurulamak, tırnakları köşelerinden yuvarlamadan düz kesmek ve kuruyan topuk bölgesini nemlendirmek çoğu sorunu baştan önler. Sert nasır törpüleriyle agresif müdahale etmek yerine, nasırın neden oluştuğunu, yani hangi noktanın sürtündüğünü bulmak daha kalıcı bir çözümdür.
Ne Zaman Uzman Görüşü Gerekir
Bazı belirtiler ayakkabı değiştirerek geçmez. Sabah ilk adımda topukta hissedilen keskin ağrı, parmak dibinde giderek büyüyen bir çıkıntı, uyuşma veya karıncalanma, iyileşmeyen bir yara ya da tekrarlayan tırnak batması durumlarında bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Şeker hastalığı gibi dolaşımı ve his duyusunu etkileyen durumlarda ayak kontrolü düzenli bir alışkanlık haline getirilmelidir, çünkü küçük bir yara fark edilmeden ilerleyebilir.
Sonuç olarak ayakkabı seçimi bir moda kararından çok bir ölçü ve kullanım kararıdır. Doğru numara, uygun genişlik, amaca uygun taban ve dönüşümlü kullanım gibi birkaç basit kural, yıllar içinde ayaklara binen yükü belirgin biçimde hafifletir. Ayaklar şikâyet etmeye başlamadan önce onları dinlemek, sonradan telafi etmeye çalışmaktan çok daha kolaydır.